Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Gitme Bekir abi...

Çocukluk çağında hep sorarlar, bilirsiniz...

Büyüyünce ne olmak istiyorsun?!..

Doktor, avukat, polis, subay, pilot futbolcu... 

*

Aynı soru bana da sorulmuştu...

Büyüyünce ne olmak istiyorsun?..

Yazar?..

Kızarlardı büyükler bu cevaba...

Yazar da neymiş?!..

Neyi yazacaksın?..

Aç mı kalacaksın?..

*

Neredeyse çocukluğumdan beri okuduğum Bekir Coşkun olmak istedim hep...

Her erkek çocuk Maradona olma hayalleri kurarken, ben eve alınan gazeteleri noktası virgülüne kadar okur, sonunda "Bekir Coşkun olmak istiyorum" derdim...

Hayvanları sevdiren üslubu ve şairane muhalefeti büyülüyordu...

Belgeseli yapılıp, dünya televizyonlarında gösterilen "Pako'ya mektuplar'ı", badem bıyıklı cumhurbaşkanının defol git demesine karşılık; "bu ülkeden başka gidecek yerim yok" demesini kim unutabilir ki?!..

*

45 gündür Sözcü'deki Onuncu köy köşesinde yazmıyordu... Bugün yazdığı yazısında sağlık sorunları olduğunu ve bir süre daha izin istediğini yazmış okurlarından...

Bir an keşke dedim, keşke bu haber doğru olmasaydı... Keşke sağlık sorunları yerine, yıllar önce yazılarından dolayı Hürriyet'ten kovulduğu gibi yine kovulmuş olsaydı...

Bekir Coşkun'un yazılarına her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu karanlık günlerde... Uykusuz geçirdiği geceler, sol yanının çektiği çile veren ağrılar yüzünden doktorların isteği ile akciğerine biyopsi yapılacakmış...

*

Tüm yaşantımda onun gibi olmak istediğim, hayatımda ilk kez kopya çekip okumuş olduğunuz bu blog sitesinin adını, köşesi Onuncu Köy'den aldığım Bekir abim...

Cumhuriyet parça parça dilimlenirken, aydınlar zindanlara tıkılırken, umutlar günden güne tükenirken...

Bırakıp gitme Bekir abi!..

Cumhuriyet için, Andre için, bizler için, Pako için dön bir an önce...

Cem Akkılıç
13 Temmuz 2017














23 Nisan marşı...

O gün yürüyüşe Beşiktaş Valideçeşme'den başlamıştı çocuk korteji...

Bütün çocukların ellerinde tahtadan yapılmış saplara tutkalla yapıştırılmış kağıttan minicik Türk bayrakları vardı... O yıllarda bu bayraklar çok meşhurdu...

Bembeyaz saçlı, mavi gözlü ve dev gibi cüssesiyle sempatik ama disiplinli okul müdürü Adil beyin komutuyla Cumhuriyet'in çocuk korteji, öğretmenlerin eşliğinde yürümeye ve aynı anda marşlar söylemeye başlamıştı...  

Sanki her tarafta var bir düğün...
Çünkü, en şerefli en mutlu gün...

Yanık Ömer...

Refendum geride kaldı... 

İmam referandum sonrası "atı alan Üsküdar'ı geçti..." deyince, İstanbul'un bu eski semti birden ünleniverdi...

İmam'ın semtiydi Üsküdar...

*

Çocukluğuma döndüm birden... Beşiktaş'ta oturuyorduk... Havaların iyi olduğu hafta sonları Beşiktaş vapur iskelesinin hemen yanından kalkan küçük teknelerle Üsküdar'a geçerdik ailecek...

Genelde hep "Katibim" çalardı teknelerin teyplerinde... Yolcularda eşlik ederlerdi şarkıya... Üsküdar'a varana kadar, kim bilir, belki beş belki on defa çalınırdı

Sen ne dersen de...

Referanduma saatler kala sonuç ne olur diye soranlara şöyle söylemiştim:

İslam ülkelerinde emperyalizm kaybetmez!..

Şaibeyi karıştırıp, burun farkıyla evet'i iteklediler işte...

*

1950 yılından beri siyaset yapan tüm

Diktatör sıkıştı tehdit ediyor...



Geçenlerde önüne koydular anketleri... 

Durumun kritik olduğunu gördü... 

İlk defa bir seçim öncesi; kendi yaptırdığı anketlerde geride olduğunu gösterdiler...

Attan düşmüş gibi oldu...

*

Sinirlenmesi, sağa sola saldırması, bu işi parti

Erken kalkın bu Nisan sabahlarında...

Yağmurlar düşer Anadolu'ya her Nisan'da...

Ovaların yeşillenip, verimli toprakların berekete doyduğu, yüksek yamaçlardan süzülen nehirlerin bir başka aktığı zamandır Nisan ayları...

Güneşin yavaş yavaş kendisini gösterdiği, ağaçların tomurcuklanıp baharı müjdelediği dönemde uyanışa geçer Anadolu...

Dünyada yok başka bir benzeri...

*

Karlı Toroslardan başlar kara sevdaları tütmeye, Ağrı'nın eteklerine kadar

Kandırılmamış, atın cehenneme...

Kumpas yüzünden kaybettiğimiz aziz kahramanlarımızın anısına...

*

Tayyip ölmüş ve öbür tarafa havale olmuş...

Baş Zebani elinde üç başlı mızrağıyla ve asık suratıyla sorguyu başlatmış...

Bu dünyada yargılanmayan, yargılanmamak için Yargı'yı babasının çiftliğine çeviren Tayyip'i almış bir korku...

*

İlk soru nikâh yüzüğünden gelmiş...

Tövbe de haşa...

Bak evladım 360 dolar asgari ücrete itiraz edersen; vallahi, billahi, tallahi çarpılırsın...

İyi ama neden çarpılıyorum?!..

Evladım bu dünya sınav dünyası, Allah sevdiği kullarını fakirlikle sınava tutuyor... Fakirliğii sorguladığında; Zebaniler seni odun gibi ateşe atarlar cehennemde alimallah... Cayır cayır yanmak ister misin?.. Tövbe de haşa... Tövbe de...

Ülkeyi yönetenler zenginlik içinde