Cem Akkılıç

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Cem Akkılıç

Tu kaka dediği Lozan'a sarılıyor...

Yıllarca Lozan'a sövdüler...

Badem'e göre Lozan hezimetti... Zaten Atatürk'ün yaptığı her şey, Yobaz'a tersti...

Yenilgiydi Lozan...

Teslimiyetti Lozan...

İhanetti Lozan...

Utançtı Lozan Yobaz'a göre...

*

Kedinin kakasını saklar gibi; Osmanlı'nın kendi ölüm fermanını imzaladığı Sevr'in üstünü örtmeye uğraşıp, Lozan'ı kaka ilan etmişlerdi...

*

Keşke Yunan kazansaydı diyen fesli tımarhane bülbülü Lozan'a sövüyor, vekilin biri çıkıp, iki ayyaşın yaptığı antlaşma anca bu kadar olur diyordu...

*

Türbanlı köşe yazarı yandaş kanallarda; işte sağır İsmet... N'olcaktı ki, ne bekliyordunuz ki başka derken... 

Sosyal Medya trolleri boş durmuyor, camilerde imamlar Lozan'ı tu kaka ilan eden vaazlar veriyordu...

*

Masadaki muhatabımız İngilizler bile, Türklerin inadını kıramadık, Lozan'da bizi tuş ettiler derken, yukarıda saydığım gaflet ve delalet içinde olanlar bir türlü içlerine sindiremiyorlardı Lozan Zaferi'ni...

Atatürk büyük Nutku'nda Lozan'ı tanımlarken; "Bu antlaşma, Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir... Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir" diye yazarken... Lozan'a çamur atan Tayyip'e cevap olarak; "Lozan Antlaşması, emperyalistlerin armağanı olmak yerine, kendi yurttaşlarının mücadelesiyle yaratılmış yeni bir devletin doğuşunu müjdeledi bay Erdoğan" diyordu İrlandalı tarihçi  Pat Walsh...

*

Peki...

Kuzey Irak'ta yapılacak Barzani  referandumu öncesi MGK toplantısını yöneten Erdoğan'ın, "referanduma kalkışırsanız Lozan Antlaşmasına göre müdahale hakkımızı kullanırız" diyerek Lozan'a sarılmasını nereye koyacağız?!..

Acaba Atatürk olmadan bu coğrafyada barınamayacağını geçte olsa anladı mı dersiniz?!..

Cem Akkılıç
23 Eylül 2017



Atatürk'ü okul müfredatından kaldırması boşuna değil!..

Sağda solda geviş getirip, hâlâ yüzsüzce "Avrupa bizi kıskanıyor" diye hoplayıp zıplayanları görünce insanın kan beynine sıçrıyor haliyle...

*

Mesela o kıskanç "eyyy Avrupa'nın" İtalyası; yüzden fazla dünya markası çıkartmış...

Fizana gitsen Benetton mağazası görürsün... 

*

Seçim öncesi AK Trollerin fotoshop ile

Başka bir gezegen...

30 Ağustos günü anavatandan on bir bin kilometre uzakta Vietnam sınırına yakın bir Kamboçya köyüne düştü yolum... Kiri Vong'a bağlı adı sanı olmayan küçük bir köye...

Çocukluğumdaki Anadolu'nun o konuksever insanları sanki bu köye kaçıp yerleşmişlerdi... Aynı yoksulluk, birbirine benzeyen güler yüzlülük ve misafirperverlik... 

Toplasanız otuz haneyi geçmeyen köyde

Gitme Bekir abi...

Çocukluk çağında hep sorarlar, bilirsiniz...

Büyüyünce ne olmak istiyorsun?!..

Doktor, avukat, polis, subay, pilot futbolcu... 

*

Aynı soru bana da sorulmuştu...

23 Nisan marşı...

O gün yürüyüşe Beşiktaş Valideçeşme'den başlamıştı çocuk korteji...

Bütün çocukların ellerinde tahtadan yapılmış saplara tutkalla yapıştırılmış kağıttan minicik Türk bayrakları vardı... O yıllarda bu bayraklar çok meşhurdu...

Bembeyaz saçlı, mavi gözlü ve dev gibi cüssesiyle sempatik ama disiplinli okul müdürü Adil beyin komutuyla Cumhuriyet'in çocuk korteji, öğretmenlerin eşliğinde yürümeye ve aynı anda marşlar söylemeye başlamıştı...  

Sanki her tarafta var bir düğün...
Çünkü, en şerefli en mutlu gün...

Yanık Ömer...

Refendum geride kaldı... 

İmam referandum sonrası "atı alan Üsküdar'ı geçti..." deyince, İstanbul'un bu eski semti birden ünleniverdi...

İmam'ın semtiydi Üsküdar...

*

Çocukluğuma döndüm birden... Beşiktaş'ta oturuyorduk... Havaların iyi olduğu hafta sonları Beşiktaş vapur iskelesinin hemen yanından kalkan küçük teknelerle Üsküdar'a geçerdik ailecek...

Genelde hep "Katibim" çalardı teknelerin teyplerinde... Yolcularda eşlik ederlerdi şarkıya... Üsküdar'a varana kadar, kim bilir, belki beş belki on defa çalınırdı

Sen ne dersen de...

Referanduma saatler kala sonuç ne olur diye soranlara şöyle söylemiştim:

İslam ülkelerinde emperyalizm kaybetmez!..

Şaibeyi karıştırıp, burun farkıyla evet'i iteklediler işte...

*

1950 yılından beri siyaset yapan tüm

Diktatör sıkıştı tehdit ediyor...



Geçenlerde önüne koydular anketleri... 

Durumun kritik olduğunu gördü... 

İlk defa bir seçim öncesi; kendi yaptırdığı anketlerde geride olduğunu gösterdiler...

Attan düşmüş gibi oldu...

*

Sinirlenmesi, sağa sola saldırması, bu işi parti